Doğum her ne kadar kadınlara verilmiş bir armağan olsada gerek doğum sürecinin zorluğu, gerekse stresli şartları bazı kadınların en büyük korkusu. Bundan hareketle yapay rahim fikri her zaman bilim adamları için fantezi, ve bilim kurgu yazarları için vazgeçilmez konu olmuştur.

1932 yılında Aldous Huxley adlı yazarın kaleme aldığı “Yeni Cesur Dünya” adlı kitabında bebekler tüpler içerisinde büyümesini gerçekleştirir. 1970’te Shulamith Firestone’un yazdığı “The Case for Feminist Revolution” adlı kitapta da, yapay rahimlerin geliştirilmesi ve ‘kadınların cinsel üremede hüküm süren gaddar dönemin sona germesi gerektiği’ savunulur. “I Don’t Know How She Does It” kitabın kadın yazarı, kutular içerisinde olabilecek gebeliğin, kadının kariyerini engelleyen ve kötü fiziksel etkilerinden kurtulabileceği bir yöntem olacağını savunmuştur. Ayrıca yapay rahim konusu Star Wars, Matrix, The Island gibi filmlere de konu olmuştur. Bu konuda ilk somut adım ise 1963 yılında atılabildi. Araştırmacılar, düşük olan fetüsleri oksijen çadırlarına koydu ve suya benzer bir sıvı ekledi. Yöntem işe yaramadı. Daha yakın bir zamanda ise yapay rahime çok yaklaşılan çalışmalar gerçekleştirildi. Bunlardan Tokyo Juntendo Üniversitesi’ndeki bilim adamları bir kutu içerisini amniyotik sıvı benzeri bir maddeyle doldurdu. 4 aylık normal bir hamilelik sürecinin ardından sezaryenle rahimden alınan bir keçi embriyosu kutuya yerleştirildi. Göbek bağı da yapay bir plasentaya bağlı tüplere takıldı. Yavruların çoğu öldü, ancak birkaç tanesi yeterli bir süre olan 3 haftaya kadar dayandı. Ancak, yavruların hepsinde deformeler veya akciğer sorunları meydana geldi. Deneylere devam edilmedi.

yapay_rahimYapay rahim oluşturma konusunda gerçek anlamda ilk çalışma 2002 yılında ABD’de Cornell Üniversitesi, Kadın Doğum ve İnfertilite Merkezi Başkanı olan Dr. Hung-Ching Liu tarafından gerçekleştirildi. İlk önceleri Liu’nun laboratuvarı, uterusun içini çevreleyen endometrium hücrelerinden oluşan insan dokusu tabakaları geliştiriyordu. Bu dokuda kullanılan başlangıç hücreleri kısır çiftlerden alınıyordu. Ancak, bir plastik laboratuvar kabında hücrelerin oluşturdukları katman çok çok inceydi. Embriyoların, bu doku üzerine yerleşecekleri umuluyordu. Böylece, implantasyonun mekanizması hakkında daha çok şey öğrenebilebilecekti. Ancak büyüyen embriyolar dokuyu parçaladılar, laboratuvar kabına çarptılar ve kökleri bir kayaya çarpan ağaç gibi öldüler. Bunun üzerine Liu, bir rahim için çok hayati olan 3 boyutlu bir model elde edene kadar doku üzerine doku yerleştirdi. Embriyolar, bu değiştirilmiş dokuya bağlanabilirlerdi. Dışarı kan damarı filizleri vererek içeri doğru ilerler, besin alıp atık bırakır, bölünür, farklılaşır ve büyüyebilirlerdi. 2003 yılında Liu’yu ülkenin önde gelen rahim yaratıcısı yapacak olan olay gerçekleşti. Bir fare embriyosu yapay rahimde tamamen büyüyebildi, nefes aldı ve kabarcıklar çıkardı. Bu yapay rahimi yapma aşamasında çözülebilen maddeler olan kolajen ve kondroitinden, rahim şeklinde bir iskelet hazırladı. Zamanla, bu maddeler çözündü ve geriye sadece endometrial dokuyu bıraktı. Liu ayrıca başka bir deneyinde bu yapay fare rahimlerinden birini ameliyatla yetişkin bir fareye yerleştirdi ve fetüs de 19 gün boyunca yaşadı. Önceki deneylerde, fetüsler dışarıdaki bir rahimde en fazla 17 güne kadar hayatta kalabiliyordu. Bu süre, aşağı yukarı bir insan hamileliğinin 37 haftasına denk gelir. Artık bu gelişmeyle insan yapımı fare rahimleri 5-10 yıl içinde gerçeğe dönüşebilir ve yapay insan rahmi üretimine doğru büyük bir adım atılabilir. Ve yine bu tıbbi gelişme ile birlikte çocuk doğurmak kavramının ortadan kalkarak yerine, “çocuk üretmek” fikrinin zihinlere yerleşmeye başlaması gerçekleşmiş oldu. Şu an doğumun şekline karar veren anneler, belki de yakın gelecekte çocuğu taşıyıp taşımayacağına karar verecek. Ancak şunuda belirtmeden geçmek istemiyorum; proje, her ne kadar kadınların sıkıntılarını azaltmak için geliştirilse de birçok anne ve anne adayı bu yönteme etik kaygılar nedeniyle pek sıcak bakmıyor.

Yararlanılan kaynak: Popular Science (Artificial Wombs By Gretchen Reynolds, August 2005)

Önemli dosyalar linkler: Dr. Hung-Ching Liu yayınları, araştırma grubu